Boşanma Davası: Anlaşmalı ve Çekişmeli Boşanma, Nafaka, Velayet ve Mal Paylaşımı
Boşanma davası aile mahkemesinde açılır. Yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri ya da eşlerin davadan önce son altı aydır birlikte oturdukları yerin mahkemesidir (TMK m. 168). Gebze, Darıca, Çayırova ve Dilovası’nda oturanlar için bu, Gebze Adliyesindeki aile mahkemeleridir.
Aşağıda boşanmanın iki yolu, boşanma sebepleri, nafaka, tazminat, velayet, ziynet eşyası ve mal paylaşımı sırayla ele alınıyor.
Anlaşmalı boşanma
Evlilik en az bir yıl sürmüşse, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin açtığı davayı kabul etmesi hâlinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır (TMK m. 166/3). Boşanmaya karar verilebilmesi için hâkimin eşleri bizzat dinleyerek iradelerini serbestçe açıkladıklarına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hakkında eşlerin kabul ettiği düzenlemeyi uygun bulması gerekir. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatini gözeterek bu düzenlemede değişiklik yapabilir; değişiklikler eşlerce kabul edilirse boşanmaya karar verilir.
Bu düzenleme, uygulamada “anlaşmalı boşanma protokolü” olarak hazırlanır. Velayet, çocukla kişisel ilişki, nafaka, tazminat, ziynet eşyası ve mal paylaşımı protokolde açık ve eksiksiz yazılmalıdır; belirsiz bırakılan konular boşanmadan sonra ayrı davalara konu olabilir.
Çekişmeli boşanma ve boşanma sebepleri
Eşler boşanmada ya da sonuçlarında anlaşamazsa dava çekişmeli olarak görülür ve kanundaki boşanma sebeplerinden birine dayanılır:
- zina (TMK m. 161),
- hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış (m. 162),
- suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme (m. 163),
- terk (m. 164),
- akıl hastalığı (m. 165),
- evlilik birliğinin temelinden sarsılması (m. 166/1).
Zina ile hayata kast ve kötü davranış sebeplerinde dava hakkı, sebebin öğrenilmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde sebebin doğumundan başlayarak beş yıl geçmekle düşer; affeden eşin dava hakkı yoktur (m. 161, 162). Terke dayanılabilmesi için ayrılığın en az altı ay sürmüş ve devam ediyor olması, terk eden eşe hâkim ya da noter aracılığıyla yapılan ihtarın da sonuçsuz kalması gerekir (m. 164).
Nafaka
- Tedbir nafakası: Dava açılınca hâkim, dava süresince eşlerin barınması ve geçimi ile çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden alır (TMK m. 169). Dava sürerken ödenen nafaka bu önlemlerdendir.
- İştirak nafakası: Velayet kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır (m. 182).
- Yoksulluk nafakası: Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eş, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla diğer eşten mali gücü oranında süresiz nafaka isteyebilir; nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz (m. 175).
- Ergin çocuğun eğitimi: Çocuk ergin olduğu hâlde eğitimi devam ediyorsa ana ve baba, durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde, eğitimi sona erinceye kadar ona bakmakla yükümlüdür (m. 328/2).
Tazminat
Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu eş, kusurlu eşten uygun bir maddi tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan eş de kusurlu eşten manevi tazminat isteyebilir (TMK m. 174). Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma kararının kesinleşmesinden başlayarak bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (m. 178).
Velayet
Mahkeme boşanmaya karar verirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinleyerek velayeti ve çocukla kişisel ilişkiyi düzenler (TMK m. 182). Belirleyici ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Uygulamada mahkeme çoğu zaman uzman (pedagog, psikolog veya sosyal çalışmacı) raporu alır ve idrak çağındaki çocuğun görüşünü dinler; çocuğun yaşı, alıştığı ev, okul ve çevre ile ebeveynlerin bakım koşulları birlikte değerlendirilir.
Kişisel ilişki düzenlemesine uyulmaması, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilmesine yol açabilir; mahkeme bunu kararında hatırlatır (m. 182).
Ziynet eşyası
Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre düğünde takılan ve kadına özgü olan ziynet eşyası (bilezik, kolye, küpe gibi), damada takılmış olsa bile kadının kişisel malı sayılır. Eşi tarafından alınan veya bozdurulan ziynet eşyası için kadın, aynen iadesini, bu mümkün değilse değerini isteyebilir. Ziynetin eşe verildiğinin ispatı ve bölgedeki âdetler davanın sonucunu etkileyebilir.
Mal paylaşımı
Eşler bir mal rejimi sözleşmesi yapmamışsa yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılmadır (TMK m. 202). Rejim boşanmayla sona erdiğinde her eş, diğer eşin edinilmiş mallarındaki artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olur (m. 236/1). Kişisel mallar, örneğin evlilikten önce sahip olunan ya da miras yoluyla edinilen mallar, bu hesaba girmez (m. 220).
Medeni Kanun’un yürürlüğe girdiği 1 Ocak 2002’den önce evlenmiş eşler, o tarihe kadar tabi oldukları mal rejimine bağlı kalır (4722 sayılı Kanun m. 10). Bu nedenle evlilik tarihi ve malların hangi dönemde edinildiği, paylaşımın hesabında belirleyicidir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Mevzuat 13 Ekim 2026 itibarıyla kontrol edilmiştir.
Sıkça sorulan sorular
Boşanma davası hangi mahkemede açılır?
Aile mahkemesinde. Yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri ya da eşlerin davadan önce son altı aydır birlikte oturdukları yerin mahkemesidir (TMK m. 168).
Anlaşmalı boşanmanın şartları nelerdir?
Evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, eşlerin birlikte başvurması ya da birinin diğerinin açtığı davayı kabul etmesi, hâkimin eşleri bizzat dinlemesi ve boşanmanın mali sonuçlarıyla çocuklara ilişkin düzenlemeyi uygun bulması gerekir (TMK m. 166/3).
Kusur nafakayı ve tazminatı nasıl etkiler?
Kusuru daha ağır olan eş yoksulluk nafakası isteyemez (TMK m. 175). Maddi tazminatı kusursuz veya daha az kusurlu eş, manevi tazminatı kişilik hakkı saldırıya uğrayan eş, kusurlu eşten isteyebilir (TMK m. 174).